<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>paylasimin adresi</title>
        <description>iste paylasim ve kültürel mekanizmalar...</description>
        <link>http://destroyfull.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 14:05:17 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Tarih Boyunca Denenmiş İdam Teknikleri  </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/tarih-boyunca-denenmis-idam-teknikleri_2422195.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/tarih-boyunca-denenmis-idam-teknikleri_2422195.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Tarih Boyunca Denenmiş İdam Teknikleri &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;İspanyol eşeği: Mahkum, eşek biçiminde yapılmış bir kütük düzeneğe oturtulur, ayaklarına giderek artan ağırlıklar bağlanırdı. Sonunda mahkum ikiye bölünerek ölürdü.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Toptan atılma: Bazen mahkum, bir topun ağzına bağlanır ve top ateşlendiğinde mermi kişinin bedeninin içinden geçerdi. Bazen de mahkum büyük bir topun içine mermi niyetine yerleştirilir, sıkıştırılmış barut ateşlendiğinde paramparça olurdu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Tekerlek: Tekerlekler çok değişik biçimlerde kullanıldı. Örneğin, kişi özel yapılmış dev bir tekerliğin dış kenarına bağlanıyor ve sivri kazıkların ya da bir tepenin üzerinden aşağı yuvarlanıyordu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Demir kadın: Kadın biçiminde, bir insanın ancak sığacağı büyüklükte yapılan tabutların içi sivri demirlerle donatılıyor. Mahkum bu tabutun içine konularak kapağı kapatılıyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sarkaç: Kişi bir masaya sırtüstü yatırılıp bağlanıyor. Çok büyük, ağır ve keskin bir baltanın bağlandığı sarkaç mahkumun üzerinde sallanmaya başlıyor. Sarkacın ipi yavaş yavaş bırakılarak, her salınımda mahkumun bedeninin doğranması sağlanıyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Demir kap: İçine fareler doldurulan büyükçe demir bir kap, açık ağzı karın bölgesine gelecek şekilde mahkumun vücuduna yerleştiriliyor. Ardından bu kap ısıtılıyor. Fareler can havliyle mahkumun karnını kemirip kaçacak yer arıyor. Böylece mahkum iç organları fareler tarafından kemirilerek ölüyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Germe: Tarih boyunca mahkumların el ve ayakları bağlanarak gerdirmek yöntemiyle ölmesini sağlayan değişik mekanik yöntemler geliştirildi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Böceklerle öldürme: Kişinin zemine sabitlenmesi, üzerine bal gibi tatlıların sürülmesi ve böcekler tarafından yenilmeye bırakılması gibi pek çok türü var.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Atlarla parçalama: Mahkum kol ve bacaklarından, 4 ayrı yöne koşturulacak olan atlara bağlanırdı. Ardından atlar koşturulurdu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kafa kesme: Bu infaz yöntemi 16 ve .. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/tarih-boyunca-denenmis-idam-teknikleri_2422195.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Reform</title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/reform_2422167.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/reform_2422167.html</guid> 
            <description>Reform&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Katolik Kilisesi'nin bozulması ve dini amaçlardan uzaklaşması üzerine 16. yüzyılda Almanya'da başlayarak diğer Avrupa Ülkelerine yayılan dini alandaki yeniliklere Reform denilmiştir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Reform'un Nedenleri&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Katolik Kilisesi'nin bozulması ve ıslahat fikrinin yayılması. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hümanizm sayesinde Hıristiyanlığın kaynaklarına inilmesi, İncil'in milli dillere çevrilerek temel ilkelerin ortaya konulması. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Matbaanın yaygınlaşması ile okuma-yazma bilenlerin artması üzerine Katolik Mezhebi'nin sorgulanmaya başlanması. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Endülüjans sorununun ortaya çıkması, para karşılığında kilisenin günahları affetmesi. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Rönesans hareketlerinin etkisi. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Reform hareketlerinin ilk defa başladığı Almanya'da siyasal birlik olmaması ve Almanya'daki prenslerin dinde yenilik isteyenleri desteklemesi. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1517'li yıllarda Reform düşüncesi Almanya'da Martin Luther tarafından ortaya atıldı. Sonunda Luther'in görüşleriyle Protestanlık mezhebi doğdu. Protestanlar ve Katolikler arasında mücadeleler Ogsburg Antlaşması ile sona erdi (1555). Buna göre; Protestanlık Mezhebi ve Kilisesi kesin olarak kabul edilmiştir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Alman prensleri istedikleri mezhebi seçme ve kendi topluluklarına kabul ettirme konusunda serbest oldular. Prensler, kendi ülkelerinde din işlerinin mutlak hakimi haline geldiler. Prenslerin mezheplerini kabul etmeyen Almanların başka yerlere göç etmesine izin verildi. Almanya'da başlayan Reform hareketleri İngiltere, Fransa, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelere de yayılmıştır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Reform'un Sonuçları&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Avrupa'da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks Mezhepleri yanında Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm mezhepleri ortaya çıktı, mezhepler arasında çatışmalar başladı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Din adamları ve kilise, eski itibarını kaybetti. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Katolik Kilisesi, kendisini yenilemek ve düzen.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/reform_2422167.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:07:02 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Patrikhane</title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/patrikhane_2422160.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/patrikhane_2422160.html</guid> 
            <description>Patrikhane&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bizans Kilisesi'nin devamı olan Rum Ortodoks Patrikhanesi 330 yılından beri süregelmektedir. Ortodoks Kilisesi'nin başında bulunan başpapaza patrik, onun mak¤¤¤¤¤ ve bulunduğu yere de patrikhane denir. Bütün dünyada bulunan 5 Ortodoks patrikliğinin en büyüğü İstanbul'dakidir. Fener Rum Ortodoks patriği bütün Ortodokslarca dünya patriği sayılır. Öteki 4 Ortodoks patriği Moskova, İskenderiye, Antakya ve Kudüs'tedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Önceleri bütün Hıristiyanların bağlı bulunduğu kiliselerin sayısı üçtü. İsa'nın havarilerinden Petrus'un kurduğu Roma Kilisesi, Paulus'un kurduğu Antakya Kilisesi ve Yuhanna'nın kurduğu iskenderiye Kilisesi. Roma İmparatorluğu ikiye ayrılıncaya kadar bu durum devam etti. Roma Kilisesi güçlendikçe doğu kiliseleriyle ayrılıklar baş gösterdi ve iyice keskinleşti. Sonunda 1054 yılında Roma ve Bizans kiliseleri birbirinden tamamen koptu; böylece Roma Kilisesi'nin başında bulunan papa bütün Katoliklerin; İstanbul'daki Ortodoks Kilisesi'nin başında bulunan patrik ise bütün Ortodoksların başı oldu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Fener Patrikhanesi&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Fatih Sultan Mehmet 1453'te İstanbul'u fethettiği zaman Ortodoks Kilisesi'ne dokunmadı, hattâ ona bütün Hıristiyanlar üzerinde geniş yetki tanıdı. İlk patrikhane şimdiki Fethiye Camii olan Pammakaristos Kilisesi'ndeydi. 1586'da patrikhane Fener'deki Eflak Sarayı Kilisesi'ne, 1602'de Aya Yorgi Kilisesi'ne taşındı. 1720'de de patrik Yeremyands, patrikhanenin şimdi bulunduğu kiliseyi yaptırarak patrikhaneyi buraya yerleştirdi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Patrikhane Birinci Dünya Savaşı ertesinde Türkiye aleyhine çalışarak Anadolu ve İstanbul'daki Rum ahaliyi kışkırttıysa da Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, Anadolu Rumlardan arındığı için patrikhaneye dokunulmadı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Türk Ortodoks Patrikliği&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kurtuluş Savaşı sırasında Fener Patrikhanesi'nin Anadolu'daki.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/patrikhane_2422160.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:07:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Paskalya Bayramı </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/paskalya-bayrami_2422155.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/paskalya-bayrami_2422155.html</guid> 
            <description>Paskalya Bayramı &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İsa'nın dirilişini dile getiren Paskalya, Hıristiyanlık'ın en büyük bayramı sayılır. Paskalya Günü, ilkbahar gün dönümünün yaşandığı 21 Mart'ta dolunayın görülmesinden sonraki ilk pazar günüdür. Bu nedenle Paskalya Günü'nün tarihi değişebilmekle birlikte genellikle, Paskalya tarihi için nisan ayının ikinci pazarı önerilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Paskalya, perhizle geçen beş haftalık (büyük perhiz) bir hazırlık dönemi ile son haftayı (kutsal hafta) kapsar. Paskalya Günü'nde (paskalya pazarı) sona erer. Pentekostes (hamsın) yortusuna kadar süren 50 günlük döneme, Paskalya dönemi (hamsin dönemi) adı verilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Paskalya Günü için evlerde özel çörekler (paskalya çöreği) yapılır; yumurta (boyalı paskalya yumurtası) haşlanır; mumlar yakılır; dualar okunur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Paskalya'yı bütün Hıristiyan mezhepleri, kendi inanç düzenlerine göre kutlarlar. Süryanilerin temmuz ayında kutladıkları &quot;Meryem Ana Paskalyası&quot; adı verilen yortu da Paskalya kavramı içine girer.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Katolik Kiliselerinde, Paskalya gecesi ayininde yeni ateş kutsanır, paskalya mumu yakılır; kutsal kitaptan bölümler okunur, vaftiz törenleri yapılır (Hıristiyanlığın başlangıç döneminde vaftiz törenleri, yılda yalnızca bir kez, paskalya gününde yapılırdı).&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Rum ve Rus Ortodoks Kiliselerinde gece ayinlerinden önce kilise dışında bir ayin alayı düzenlenir; alay, kiliseden çıkarken hiç ışık yakılmaz; dönüşte ise, İsa'nın dirilişini simgelemek için yüzlerce mum yakılır.&lt;BR&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/paskalya-bayrami_2422155.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:07:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Panteizm</title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/panteizm_2422147.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/panteizm_2422147.html</guid> 
            <description>Panteizm&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Tanrı ile Evren'i bir, aynı ve özdeş kabul eden görüştür. Panteizm, anlam olarak tümtanrıcılık demektir. Panteizme göre Tanrı'nın Evren'den ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur. Tanrı; doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır. Her şey Tanrı'dır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu anlayış; Hindu, Buda Dinlerinde hayalgücü geleneğine göre bir panteizmi gösterir. Bir felsefe tasarımı olarak panteizm ise, eski Yunan Felsefesi'nde Plotinos, Rönesans'tan sonra Giordano Bruno ve Spinoza tarafından temsil edilmiştir. Tasavvuf (mistisizm) düşüncesi de özünde bir panteist anlam taşımaktadır. Hallac-ı Mansur ve Mevlâna bu düşüncededir.&lt;BR&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/panteizm_2422147.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:06:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Paflikyanlar </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/paflikyanlar_2422140.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/paflikyanlar_2422140.html</guid> 
            <description>Paflikyanlar &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ermenistan'da Hıristiyan inancı, II. ve III. yüzyıllarda hızla ilerlemiş ve III. yüzyılın sonlarında (287 yılında) ya da IV. yüzyılın başında (301 yılında), Hıristiyanlık resmi din olarak Ermeni ulusunca kabul edilmişti. Hıristiyan inancına bağlı akımlar, Kuzey-Batı yönünden &quot;Helen Tipi&quot; ve Güney-Batı yönünden &quot;Suriye Tipi&quot; biçimlerinde Ermenistan'a girip tüm IV. yüzyıl süresince yan yana var olmuşlardı. Ayrıca pagan inançlar da Hıristiyanlığın kabul edilmesinden çok sonralarına kadar etkisini sürdürmeyi başarmıştı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öteden beri süregelen Zerdüştçü ve Mazdeist kurum ve gelenekler de bir anda sökülüp atılamamıştı. Hıristiyanlığın tüm kültürel, sosyal ve politik gerekleriyle birden kabul edilmesinden sonra, Ermenilerin Batı'ya yönelmeleri kaçınılmaz olmuştu. Hıristiyan inancının korunması için eski inançlar zamanla Batılı bir yaklaşıma dönüştürülmüştü. Bu düzeni sürdürmek için Ermenistan'ın güçlü Hıristiyan komşuları sık sık Ermeni Kilisesinin yaşam alanına müdahale etmişler, dogmatik çekişmelerde çeşitli gerekçelerle kendileri için elverişli olan çözümleri sağlamak için baskı uygulamışlardı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu gelişmelere rağmen, Ermeniler arasında artan Hıristiyan etki dalgasını dengelemek üzere politik ve dinsel akımlar ortaya çıkmıştı. Bir akım, pagan inançlarının yeniden canlanması için harekete geçerken, bir diğeri, Hıristiyanlığı denetimi altına almak isteyerek, Hıristiyan inançlarının en koyu bir biçimde savunmasını yüklenmişti.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ermeni Kilisesi'nin başlangıç tarihi, çok sayıda dinsel akımla birlikte, ruhban sınıfı karşıtı çekişmeler ve aralarındaki ilişkilerin belirlenmesi çok zor olan tarikatlar karmaşasını içerir. Bu tarikatların eğilimleri ya Hıristiyanlığın ahlak öğretisini aşan, çarpıtan ve bu öğretiye karşı duran, ya da kilise uygulamalarından daha fazla bir tutuculuğu içeren aşırılıklara yönelmekteydi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Maniciler, Messali.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/paflikyanlar_2422140.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Masonluk </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/masonluk_2422119.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/masonluk_2422119.html</guid> 
            <description>Masonluk &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yaklaşık olarak yüz elli yıldan bu yana, mason tarihçiler geleneksel tarihlerini çeşitli yöntemlerle araştırma çabasındadırlar ve 1717 yılında İngiltere Büyük Locasının kuruluşundan önceki dönemlere ilişkin, belgelere dayanan gerçek kanıtların taramasına girişmişlerdir. Diğer taraftan, bu tür bilimsel sayılabilecek araştırma ve yayınlara karşın, gizemci ya da romantik diye tanımlayabileceğimiz bazı mason araştırmacıların işleri daha da karıştıran yayınları da süregelmektedir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu durumda, düşünsel masonluğun tarihine iki temel yaklaşımın bulunduğunu ileri sürebiliriz; doğrulanabilir olgu ve belgelere dayanan bilimsel (ya da otantik) yaklaşım ve masonluğu gizemci gelenekler çerçevesine oturtmaya çalışan, ritüelik öyküler ve simgeler aracılığı ile çeşitli ezoterik (içrek) geleneklere bağlamaya çalışan romantik yaklaşım. Sorunları daha da karıştıran bir yön de, her iki ana yaklaşımın kendi içlerinde de çeşitli fikir ayrılıkları içermesidir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ritüelde Tarih &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Masonlar, masonluk tarihine ilişkin temel bilgilerini doğrudan kendi ritüellerinden edinirler. Çeşitli törenler sırasında, Kudüs'te Süleyman Tapınağının yapımını, orada çalışan çırak ve kalfa duvarcıları, onların başındaki usta Hiram'ı, mason gizlerini açığa vermek istemeyen Hiram'ın öldürülüş öyküsünü öğrenirler. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ritüellerde ortaya konulan tarih, masonluğun Hz. Süleyman zamanında (İÖ 950) varolduğu ve o günlerden beri yaşayan bir sistem olarak süregeldiği biçimindedir. Oysa, ritüellerin amacı tarihsel gerçekleri ortaya koymak değil, masonluğun ilke ve öğretilerinin aktarıldığı dramatik bir öykü sunmaktır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Anderson Yasaları &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Resmi anlamda ilk mason tarihi, 1723 yılında James Anderson'un ilk Büyük Loca için kaleme aldığı &quot;Temel Yasa&quot;nın bir bölümü olarak yazılmıştır. Anderson'un çalışması, cennet bahçesindeki Hz. Adem'den başlayarak, 1717 İngiltere Büy.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/masonluk_2422119.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:04:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Manicilik </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/manicilik_2422108.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/manicilik_2422108.html</guid> 
            <description>Manicilik &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Manicilik (Manihæism, Manihaism) III. yüzyılın son yarısında Mani tarafından kurulmuş bir dindir. O güne dek bilinen tüm dinsel sistemlerin gerçek sentezi olduğu ileri sürülmüştür. Manicilik aslında Zerdüşt Düalizmi, Babilonya folkloru, Buddhist ahlâk ilkeleri ve Hıristiyan unsurların bir karışımından oluşmaktadır. Bu bileşimde önde gelen anlayış iki ezelî ilkenin, iyi ve kötünün, çatışmasıdır. Bu bakımdan din tarihi araştırmaları, Maniciliği bir tür dinsel Düalizm (ikicilik) olarak sınıflandırmışlardır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu din, hem Doğu'ya, hem de Batı'ya doğru olağanüstü bir hızla yayılmış; Kuzey Afrika, İspanya, Fransa, Kuzey İtalya ve Balkanlar'da bin yıl süre ile dağınık ve süreksiz biçimde varlığını devam ettirmiştir. Oysa, asıl gelişimini doğduğu topraklar olan Mezopotamya, Babilonya ve İran'da gerçekleştirmiş ve Doğu'da etkisini X. yüzyıldan sonralara kadar sürdürdüğü Türkistan, Kuzey Hindistan, Batı Çin ve Tibet'e kadar yayılmayı başarmıştır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mani'nin Yaşamı&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mani (Manys, Manytos, Manentos, Manou, Manichios, Manes, Manetis, Manichæus) özel bir isim değil, bir saygı ifadesi ya da bir unvandır. Mani sözcüğünün Aramîce kökeni olan &quot;Mânâ&quot;, ışık anl¤¤¤¤¤ gelmektedir. Mandeen (Sâbiîlik) inancında bir cin olan &quot;Mânâ Rabba&quot; ise &quot;Işık Kralı&quot; demektir. Bu bakımdan Mani sözcüğünün tam anlamının &quot;aydınlatan&quot; olduğu genelde kabul edilmiştir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mani'nin gerçek adının bilinmemesine karşın, babası ve ailesi hakkında kesin bilgiler mevcuttur. Babasının adı Fâtâk Bâbâk (Patekios, Patticius, Paftig, Arapça Futtûk) idi ve eski Med başkenti olan Ecbatana (Hamadan) kökenli bir aileden geliyordu. Karısı, yani Mani'nin annesi ise soylu Arsakî hanedanı ile akraba olan Marmarjam'dı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mani, 14 Nisan 216 tarihinde Babilonya'ya bağlı Mardinu kentinde (Mardin) dünyaya geldi. Fâtâk güçlü dinsel eğilimlere sahip bir kişi olmal.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/manicilik_2422108.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kızılbaşlık </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/kizilbaslik_2422106.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/kizilbaslik_2422106.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Aleviliğin bir koludur. Genellikle Anadolu Alevilerine verilen addır. Ne zaman, kimce kurulduğu bilinmiyor. Selçuklar döneminden bu yana bir inanç kurumu olarak yaygındır. İsmail Sevafi'nin savaşta erlerinin giydikleri, Kızıl başlıktan ya da Uhud Savaşı'nda Peygamber'in yaralanması sonucu kanını gören Ali'nin sonraki bütün savaşlarda kızıl başlık giydiğinden kaynaklandığını söyleyenler varsa da kesin değildir. Kızılbaşlık üç ilke üzerine kuruludur. Adama muhabbet, deme muhabbet, nura muhabbet. Kızılbaşlık On İki İmam inancına dayanır.&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/kizilbaslik_2422106.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:03:02 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kilise ve Papalık </title>
            <link>http://destroyfull.blogcu.com/kilise-ve-papalik_2422099.html</link>
            <guid>http://destroyfull.blogcu.com/kilise-ve-papalik_2422099.html</guid> 
            <description>Kilise ve Papalık &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hz. İsa'nın havarilerinin çabaları sonucunda Roma İmparatorluğu'nda Hıristiyanlık yayıldı. Roma İmparatorluğu, Hıristiyanlığın yayılmasını önlemeye çalıştı. Ancak başarılı olamadı. 381 yılında Roma, Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmiştir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Havari Sen Piyer'in Roma'daki vekiline ''Papa''adı verilmiştir. Ortaçağ'da Hıristiyanlar, iki büyük mezhebin etkisinde kaldılar. Bunlardan Katolik Mezhebi'nin dini lideri Roma'daki Papa, Ortodoks Mezhebi'nin dini lideri İstanbul'daki Patrik idi. Özellikle Papaların elinde geniş yetkiler vardı. Bir kimseyi aforoz ederek dinden çıkarabilirdi. Aforoz edilen kişi, toplum hayatının dışına itilirdi. Krallar bile aforoz edilmekten çekinirlerdi. Papa'nın enterdi ilan ettiği ülkede ise bütün dinsel faaliyetler durdurulurdu. Krallar bu duruma düşmek istemedikleri için Papa ile iyi geçinmeye çalışmışlardır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ortaçağ'da krallar ve senyörler, kiliseye büyük topraklar bağışladılar. Böylece kilise örgütü oldukça zenginleşti. Kilisenin koyduğu kurallar, Hıristiyan ülkelerin kanunlarında yer aldı. Hatta Kutsal Roma Germen İmparatorları taçlarını Papa'nın elinden giymeye başladılar. Elde ettiği ayrıcalıkları kaybetmek istemeyen din adamları, skolastik düşünce sistemini geliştirdiler. Bu düşünceye göre kilisenin koyduğu esaslar değişmez kabul ediliyordu. Deney yasaklanmıştı. Bu düşünce tarzına dogmatizm adı verilmiştir... ( &lt;a href=&quot;http://destroyfull.blogcu.com/kilise-ve-papalik_2422099.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Mar 2007 15:03:01 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://destroyfull.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>